En çok izlenen videolar

MimaristTV
25 Görüntülenme · 3 yıl önce

Konu: Arsa Düzenlemesinde İdari Yargı Denetimi (Ön Koşullar Yönünden İnceleme); Arsa Düzenlemesinde İdari Yargı Denetimi (Esas Yönünden İnceleme); Arsa Düzenlemesinin İptali ve Sonuçları.

MimaristTV
15 Görüntülenme · 3 yıl önce

⁣Arif Keskiner

MimaristTV
9 Görüntülenme · 3 yıl önce

Meslektaşlarımızın, mesleki birikimlerini ve deneyimlerini paylaştığı “Cumartesi Buluşmaları – Mimarlar Deneyimlerini Paylaşıyor” başlıklı söyleşilerimiz başlıyor.

2009 yılının ocak ayından başlayarak sürdürdüğümüz programımız bu yıl ilk olarak Yılmaz Zenger’i konuk ediyor. Söyleşi, 16 Eylül günü saat 16.00’da Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde gerçekleşecek.

1933 Ankara doğumlu Yılmaz Zenger, İTÜ Mimarlık Fakültesinden 1958 yılında mezun oldu. Meslek hayatına İstanbul Nazım Plan bürosunda Kent Plancısı olarak başladı. 1961 yılında doktora için İTÜ’de asistanlık yapmaya başladı. Mimari proje yarışmalarındaki başarılarına karşın istediklerini tam olarak hayata geçiremeyince hayallerinin mesleği olan mimarlığı terk edip, mobilya tasarım ve üretimine döndü. 1964’den günümüze kadar mobilyadan mekaniğe, elektronikten banka donanımlarına kadar hemen her çeşit projeyi hayata geçirdi. Yine 1962’den günümüze çeşitli üniversitelerde ders vermeyi, konferans ve workshop’ları sürdürüyor. 1962-64 yıllarında Londra’da BBC’de, Ilfort’ta araştırmacı olarak çalıştı, 1966-69 arası, İTÜ’de Foto Film merkezini kurup başkanlığını yaptı. Mimari fotoğraf mimari sinema dersleri verdi.1985’den 1992’ye, BM bünyesinde Unicef’‘e danışmanlık yaptı ve Kanada hükümeti desteğiyle 3 belgesel hayata geçirdi. Dijital dünyaya, ses teknolojilerinden görüntü teknolojilerine, moda tasarımından film sahne dekorlarına ve malzeme biliminden üretim teknolojileri geliştirmeye kadar çok yoğun ve farklı alanlarda üretimi yaptı. Yerli ve yabancı dergilerde makaleler yayınladı. 600’ü aşkın özgün tasarımı, çeşitli resim, heykel, dekoratif obje, mücevher tasarım ve uygulaması gerçekleştirdi. Ağırlığı New York ve İstanbul’da olmak üzere 28 solo, 41 grup sergisinde heykelleri, resimleri, heykelimsi mobilyaları sergilene gelmiştir. Otellerden bankalara ve kişisel koleksiyonlara kadar büyük boyutlu heykelleri, devlet arşivinde ise 18 heykeli vardır.

MimaristTV
17 Görüntülenme · 3 yıl önce

19. Yüzyılda İstanbul'un Değişen Mimari Dokusunda Güçlü Bir Etken Olarak Askeri Yapılar



19. YÜZYILDA YENİDEN BİÇİMLENEN KENT: İSTANBUL



İstanbul, özel coğrafi konumu nedeniyle tarihöncesi çağlardan bu yana tercih edilen bir yerleşim yeri olmuştur. Kent, tarihsel süreç içinde Bizans, Osmanlı gibi büyük devletlere de başkentlik yapmış ve binyıllar içinde görkemli anıt yapılarla donatılmıştır. İstanbul’un çekici topografik özellikleri de anıtların yer seçiminde etkili olmuş, böylece doğal ve mimari çevre birlikte özgün bir kültürel peyzaj oluşturmuştur. Günümüz İstanbul imgesinin kanıtı olan ve sıklıkla koruma sorunlarına dikkat çekilen “tarihi yarımada silueti”, aslında zaman içinde pek çok değişim yaşayarak bugüne ulaşmış olan ve İstanbul’un geçmişindeki farklı dönemlerin, farklı kültürlerin izlerini taşıyan bir bütünlüktür.



İstanbul bu özel kültürel değeri ve mimari kimliği ile 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesine girmiştir. Böylece İstanbul’un geçmiş yaşamının bugüne ulaşan izlerini ve kanıtlarını oluşturan anıt yapılar ve kentsel dokular kendi uyumlu bütünlüğü içinde küresel ölçekte saygı duyulan ve korunması önemsenen bir değer olarak kabul edilmiştir. Ancak her ne kadar kentimizin görkemli geçmişi ve etkileyici görüntüsü ile övünsek de, İstanbul bugün önemli koruma sorunları yaşamaktadır. Tarihi kent üzerindeki rant baskısının olumsuz etkisi ve yanlış koruma politikaları, İstanbul’un özgün tarihi kimliğini ve mimari değerini tehdit etmekten öte dönüştürmeye başlamış durumdadır. Bu bağlamda doğru koruma politikalarını geliştirebilmek ve yanlış uygulamalara karşı durmak için bir yol da İstanbul’u çok katmanlı çok kültürlü kimliği ile doğru tanımak ve anlamaktır.



Bu kapsamda TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi olarak “İstanbul’u Tanımak, İstanbul’u Anlamak” başlıklı yeni bir seminer dizisi ile tarihöncesinden günümüze kentin farklı dönemlerine ışık tutan farklı uzmanlık alanlarından araştırmaları bir araya getiren seçkiler oluşturmayı planladık. Bu bağlamda seminer dizimizin birincisinin konusu “19. Yüzyılda Yeniden Biçimlenen Kent: İstanbul” olarak belirlenmiştir. 19. yüzyılda yangınlar nedeniyle boşalan büyük kentsel alanlarda gerçekleştirilen yeni imar uygulamaları, İmparatorluğun bu “uzun yüzyılının” zor yaşanmışlıklarının bir yansıması olarak nüfusun hızlı artışı ve demografik değişkenliği, gerek kentin merkezi olan Tarihi Yarımada’da gerek Üsküdar, Beşiktaş bölgelerinde yeni ve görkemli kargir yapılaşmalarla büyüyen ve değişen kent üzerine konunun uzmanları sunumlarıyla seminer dizimize katkıda bulunacaklardır.



TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
9 Görüntülenme · 3 yıl önce

Konu: İmar Planları Türleri, Ölçekleri, Kademeleri ve Yapımı

MimaristTV
49 Görüntülenme · 2 yıl önce

19.10.2022
Kültürel miras niteliğindeki ahşap bitirme ve süsleme elemanlarının konservasyonu

MimaristTV
4 Görüntülenme · 3 yıl önce

Konu: İmar Planlarına Karşı Açılacak İptal Davalarında Şekil, Ehliyet ve Husumet; İmar Planlarına Karşı Açılan Davalarda Dava Açma Süresi

MimaristTV
10 Görüntülenme · 3 yıl önce

06.03.2015 Cuma (2. Gün)
Oturum-5: "Değişen İnsan-Mekan İlişkileri, Kent ve Birey"
Moderatör: Ali Rüzgar-Mimarlık Vakfı YK Sekreteri
Bildiri: Ali Akay-Prof. Dr./MSGSÜ-Sosyoloji
Değerlendirme:
Emre Zeytinoğlu-Yrd. Doç. Dr./MSGSÜ
Nezih Başgelen-Arkeolog-Yayıncı/Arkeoloji ve Sanat Yayınları
Tartışma: ...

Oturum-6: "Mimarlık ve Estetik Kültür, Etkileşim Araçları ve Etik"...
Moderatör: Eser Yağcı-Yrd. Doç. Dr./MSGSÜ/ MO İst. BK Şb. YK Üyesi
Bildiri: Meriç Öner-Araştırma ve Program Yöneticisi-SALT
Değerlendirme:
Belkıs Uluoğlu-Prof. Dr./İTÜ-Mimarlık
Oğuz Haşlakoğlu-Doç. Dr./İTÜ-Mimarlık/GSB-Sanat Felsefesi
Tartışma: ...

Oturum-7: "Planlamada Katılım ve Kamu Yararı"
Moderatör: Asuman Türkün-Prof. Dr./YTÜ-Şehir Planlama
Bildiri: Sezai Göksu-Prof. Dr./Dokuz Eylül Ü.-Şehir Planlama
Değerlendirme:
Cihan B. Uzunçarşılı-Bağımsız Araştırmacı/Kent Hareketleri
Yaşar Adnan Adanalı-Araştırmacı/Şehirci
Tartışma: ...

Oturum-8: "Planlama Kurumunun Çoklu Hukuk Ortamı"
Moderatör: Akın Atauz-Şehirci, Bölge Plancısı
Bildiri: Feridun Duyguluer-Öğr. Gör./ODTÜ/Eski BB TAU Genel Müdürü
Değerlendirme:
İclal Dinçer-Prof. Dr./YTÜ-Şehir Planlama
Tayfun Kahraman-Şehir Plancıları Odası İstanbul Şb. Başkanı
Yıldız Uysal-Y.Müh. Mimar/ Mimarlar Odası İst. BK Şb.
Tartışma: ...

Oturum-9: "Türkiye Mimarlık Eğitimi Politikasına Doğru"
Kaynaklar...
Moderatör: Doğan Hasol-Dr./Y. Müh. Mimar
Bildiri: Bülend Tuna-Mimarlar Odası Mimarlık Akreditasyon Kurulu Üyesi
Değerlendirme:
Neslihan Dostoğlu-Prof. Dr./İKÜ-Mimarlık
Boğaçhan Dündaralp-Mimar
Tonguç Akış-Yrd.Doç. Dr./İYTE-Mimarlık
Tartışma: ...

MimaristTV
14 Görüntülenme · 3 yıl önce

⁣Sami Yılmaztürk

MimaristTV
8 Görüntülenme · 3 yıl önce

28 Haziran 2018 tarihinde, İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ş. Şence Türk, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Esin Köymen ve Avukat Berna Çelik’in katılımıyla ; “İmar Barışı Nedir, Ne Değildir?” konulu panel-forum etkinliği gerçekleştirilmiştir.

TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Anadolu 2. Büyükkent Bölge Temsilciliği

MimaristTV
22 Görüntülenme · 3 yıl önce

⁣⁣Gezi ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!
En açık hali ile bir kez daha söylüyoruz!
GEZİ ülkemizin toplumsal tarihinin en parlak ve onurlu sayfasıdır!
Gezi Direnişi Anayasal bir zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla iki kez tescil edilmesine rağmen, hukuka ve gerçeğe aykırı, tümüyle mesnetsiz iddialarla, üçüncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği ısrarla çarpıtılmak, karalanmak isteniyor.
Niyetinizi ve korkularınızı biliyor, bu beyhude çabalarınızı reddediyoruz! Çünkü Gezi’yi yaşadık, biliyoruz! Gezi, bu ülke tarihinin en demokratik, en barışçıl, en yaratıcı, en katılımcı, en kapsayıcı, en kitlesel hareketidir. Hep birlikte konuşup karar vermenin, fikri ve hayatı paylaşmanın, yaşama her boyutu ile sahip çıkmanın duvar yazısı olmuş halidir. Ölümcül polis şiddetine karşı her şehirde yankılanan barışçıl ve haklı tepkinin adıdır.

2013 Mayıs’ının son günlerinden başlayıp Haziran boyunca devam eden, ülkemizin bugününü etkilediği gibi geleceğini de etkileyecek olan Gezi’nin tüm renkleri;

Parklarına ve meydanlarına sahip çıkmak için barışçıl bir biçimde slogan atarak, şarkı söyleyerek sokağa çıkanlar;

Biber gazından ya da gözleri kör eden gaz fişeğinden, o korkunç polis şiddetinden etkilenenleri tedavi etmek için gönüllü nöbet tutan doktorlar, hemşireler, sağlık memurları;

En demokratik haklarını kullanırken hukuksuz uygulamalara maruz kalan insanları korumak için seferber olan avukatlar;

Gezinin haklılığını ve bu haklılığa karşı gösterilen şiddeti protesto amacıyla ülke genelinde 2 gün boyunca grev yaparak iş bırakan kamu emekçileri;

Şiirleri ve öyküleri ile şehirlerin meydanlarını edebiyat matinelerine çeviren öykücüler, şairler; Enstrümanları ile meydanları ve parkları renklendiren müzisyenler, ya da hiçbir enstrüman kullanmadan müzik ziyafeti veren korolar;

Ülke tarihinin en kitlesel, barışçıl ve demokratik halk tepkisini haberleştiren gazeteciler, radyocular, televizyoncular;

Ülkenin çok sesli, demokratik ve çağdaşlaşma sürecinde bir adım olan Gezi’de “ben de vardım!“ diyen oyuncular, sanatçılar, yönetmenler;

Sendikalı ya da sendikasız, güvenceli ya da güvencesiz, ücretli ya da işsiz, ülke, yaşam ve emek üzerinden hak talep eden inşaat işçisinden plaza çalışanına binlerce emekçi;

Hukuksuz ve kent katili imar planlarına karşı teknik ve yasal çerçevede mücadele eden mühendisler, mimarlar, şehir plancıları;

Şiddete uğrayan kırmızılı kadınlar, Taksim Meydanı’nda sabaha kadar piyano çalan sanatçılar, duran adamlar, toma karşısında bedenini siper edenler, ağaçlara sarılan insanlar, kararlı duran milletvekilleri, çocuklarını almak için değil yanlarında olmak için gelip zincir olan anneler; duvar yazılarıyla, yaratıcı zekalarıyla dostu düşmanı hayran bırakan ve geleceğe umut aşılayan gençler, kadınlar, lgbti+lar, taraftar grupları; penguen kanallarının önünden ayrılmayan plaza çalışanları; meydanlarda kandil kutlayan ve yeryüzü sofraları kuranlar; kütüphaneleri, emzirme çadırlarını, dilek ağaçlarını yapanlar ve gecenin üçünde bunları korumak için elele verenler;

Yargılanamaz, suçlanamaz ve kirletilemez!

9 yıl geçti, ancak Gezi Direnişi tüm berraklığıyla, tüm haklılığıyla var olmaya devam ediyor. Ama bugün, tüm dünyada kabul gören bu haklılığa rağmen, Taksim Dayanışması’ndan kent, demokrasi ve hukuk emekçisi arkadaşlarımız Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay’ın da aralarında yer aldığı itham edilenlerin şahsında, ülkemizin 80 kentinde Gezi’ye katılarak anayasal haklarını kullanan, demokrasiye güç vermiş milyonlarca yurttaşımız bir kez daha haksızca yargılanmak isteniyor. Daha önce iki kez aynı ithamlar karşısında haklılığı ispatlanan Mücella Yapıcı hakkında müebbet, Tayfun Kahraman ve Can Atalay hakkında onlarca yıl hapis talep ediliyor. 2017 yılından bu yana, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala hakkında müebbet isteniyor.

İstedikleri sadece bu değil. Gezi’nin Haksızlığa, adaletsizliğe, keyfiliğe, dayatmaya, baskıya karşı direnmenin adı olduğu, bir parktan tüm ülkeye ve dünyaya yankılanan kente, doğaya, yaşama sahip çıkanların hep bir ağızdan, bir arada söyledikleri şarkı olduğu unutturulmak isteniyor.

Gezi’nin emekten yana, yoksuldan yana, doğadan yana, ezilmişten yana, ötekileştirilenden yana, kadından yana, barıştan yana her direnişin içinde yer alacağı, direnen herkesin dilinden düşürmeyeceği bir şarkı olduğunu unutturmak istiyorlar.

Bu şarkıyı susturmak için iktidar sahiplerinden güç alan, hukuk ve kural tanımaz polis şiddetinin yaşamlarımızı nasıl kararttığını unutmuş değiliz. Onlarca arkadaşımızın gözlerini kaybetmesinin, binlercesinin yaralanmasının, bunun ardından faillerin ve azmettiricilerin cezasız bırakılmasının böylesi bir kural tanımazlıktan beslendiğine şahit olduk. Ethem Sarısülük ile Medeni Yıldırım’ı öldüren polis ve jandarma kurşunlarının, Ali İsmail’e yönelen ölümcül tekmelerin sahiplerinin, Abdullah Cömert’i, Ahmet Atakan’ı, Berkin Elvan’ı yaşamdan koparan biber gazı fişeklerinin, Hasan Ferit’i vuran mafya bozuntularının ve Mehmet Ayvalıtaş’ı bizden alan pervasızlığın bu hukuksuzluktan güç aldığını biliyoruz.

Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan işte bu ölümlere ve yaralanmalara neden olanlardır.

Gezi Direnişinin tarihsel gerçekliği, hayali senaryolara dayanan suçlamalarla, insanları iddianame bile olmadan aylarca yıllarca tutuklu bırakmakla, tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş mahkemelerinizin zorlamasıyla değiştirilemez.

Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli, kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır. Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi Direnişi’ni, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin.

Bu ülkeye birgün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır. 2013’ün Haziran’ında Gezi Parkı’ndaki o rengarenk dayanışmacı anlayışı sahiplenen tüm yurttaşları, özgürlük ve demokrasi talebiyle ülkemizin geleceğine umut olan tüm kurumları, terör, darbe, dış güçlerin oyuncağı gibi asılsız ithamlarla lekelenmek istenen Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Çünkü zeytinlerin, derelerin, doktorların, gazetecilerin, avukatların, öğrencilerin, akademisyenlerin, kadın hareketinin, lgbti+ların yanında hep birlikte kol kola girip baskılara karşı direnmeye devam etmenin yolu, kısacası demokrasinin yolu Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaktan geçiyor. Biliyor ve inanıyoruz ki:

GEZİ eşitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi için bu Ülkenin sönmeyecek umududur.

TAKSİM DAYANIŞMASI

MimaristTV
21 Görüntülenme · 3 yıl önce

Yonetmen: Fatih Pınar, TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
6 Görüntülenme · 3 yıl önce

Aralık 2009
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi

MimaristTV
7 Görüntülenme · 3 yıl önce

İstanbul 1. İdare Mahkemesi'nin Gezi Parkı'na Topçu Kışlası yapılmasını da öngören Taksim Meydanı yayalaştırma projesine ilişkin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli Koruma amaçlı imar planına ilişkin iptal kararını onaylayan Danıştay 6. Dairesi, İBB'nin karar düzeltme istemini kabul ederek, kararını bozdu.

Bunun üzerine Gezi Parkı'na Topçu Kışlası'nın yapılmasının önünde hukuki olarak herhangi bir engel kalmadığı yönünde iddialar gündeme geldi. Taksim Dayanışması, konuyla ilgili hukuki süreç hakkında kamuoyunu bilgilendirmek için 16 Temmuz Perşembe günü saat 11'de Mimarlar Odası'nda bir basın toplantısı düzenlendi.

MimaristTV
12 Görüntülenme · 3 yıl önce

31 Mart 2018
Tarihsel Çevre ve Yapı Korumacıları Derneği
Eski Eser Yapılarda Restorasyon Uygulamaları Semineri VIII

MimaristTV
46 Görüntülenme · 3 yıl önce

Mart 2010
Yönetmen: Fatih Pınar
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi




3. sayfadasınız. Toplam sayfa sayısı 4